Hayatımızı kolaylaştıran ama bir o kadar da kullanımına dikkat edilmesi gereken kredi kartları ülkemizde 1990’lı yılların sonlarına doğru yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. O yıllarda bir kredi kartına sahip olmanın bazı gereksinimleri de vardı, her isteyen bir kredi kartı sahibi de olamıyordu…

Şimdilerde ise durum farklı, işlemler kolaylaştı, bankalar çoğu zaman gelir durumu analizi yapmadan şahıslara kredi kartı verebiliyor. Hatta bununla da kalmıyor risk analizi yapmadan kontrolsüzce (hatta kullanıcı onayı da olmadan) limit arttırabiliyor. BDDK (Bankacılık Denetleme ve Değerlendirme Kurulu)’nın tüketiciyi korumak adına almış olduğu son kararlar neticesinde kredi kartı limitiniz gelirinizin en fazla 4 katı kadarında arttırılabiliyor. Eğer ilk defa kredi kartı alacaksanız, ilk yıl için limitiniz gelirinizin en fazla 2 katı olacak şekilde belirleniyor. Hal böyle olunca da kişi, kart bakiyesini harcarken daha da dikkat etmesi gerekiyor.

Sahibi Olduğunuz Parayı Harcamanız Gerektiğini Bilmelisiniz!

Öncelikle belirtmek gerekir ki, kontrolsüzce limit artış talebinde bulunmayın. Yani önce kartı mevcut limitle, hatta minimum ölçekte talep ettiğiniz bir limitte kullanmayı deneyin. Şunu aklınızdan çıkarmayın, kredi kartı içindeki limit; sizin hali hazırda sahibi olmadığınız bir limit. Yani bir nevi emanet hesabı gibi düşünün, harcadıkça yerine koymanız gereken bir emanet. Cebinizde tüm harcamalardan sonra size kalmış nakit ise zaten sahibi olduğunuz bir bakiyedir, onu harcamanız başka bir borç doğurmayacaktır. Dolayısı ile alış-veriş esnasında olsun, günlük hayatta olsun önceliğiniz hep direkt sahibi olduğunuz nakit ile işlem yapmanızdır.

Kredi Kartı Bakiyenizi Objektif Yönetmelisiniz

Asla ama asla ‘’Nasıl olsa kartla ödüyorum’’ hatasına düşmeyin. Böyle bir yaklaşım içine girerseniz harcamalarınızı arttıracak, borçları katlayacak, sonuçta ödeme gününde kendinizi sıkıntıya sokmuş olacaksınız. Aklınızdan çıkartmamanız en önemli noktalardan birisi de kredi Kartı ile alış-verişin, bedava bir alış-veriş olmadığıdır. Aylık gelirinizden tüm sabit giderlerinizi düştüğünüzde elinize kalan net tutarın en fazla yarısı kadar bir borç altına girmeniz tavsiye olunur.

Unutmayın, ayın başında taksitle bir şey almış olabilirsiniz, ayın sonunda onu unutarak yeni bir harcama daha yaptığınızda ilave bir harcamanız daha oldu bile… Bundan dolayı dönem içi hareketlerinizi sık sık kontrol edin. Ayrıca, ekstrelerinizi de aylık olarak mutlaka düzenli olarak inceleyin, neye fazla harcamışsınız, ondan tasarruf etmeyi planlayın. Ödemelerinizi son ödeme tarihini geçirtmeden mutlaka asgari tutar da olsa ödeyin. Mümkünse asgari tutardan daha yüksek bir meblağ, hatta dönem borcunun tümünü ödemeye çalışın. Unutmayın, bıraktığınız her TL borç, bir sonraki aya faizi ile eklenip karşınıza çıkacaktır.

Son olarak, taksit sayılarınızı 6 taksitten fazla tutmamaya çalışın ve kredi kartınızdan mümkün oldukça ve çok zorda kalmadıkça nakit avans çekmeyin. Nakit çekimlerinin faizleri günlük olarak işler ve ay sonunda fazlaca komisyon ödemenize sebebiyet verebilir.